Takip Edin

Genel

Tansu Çiller’den tartışma yaratacak Muharrem İnce açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

AK Parti’nin İstanbul mitingine katılmasını ‘Milli şuur’ olarak ifade eden ve muhalefetin tepkisini çeken Tansu Çiller, seçim sürecini değerlendirdi. HDP üzerinden Muharrem İnce’yle ilgili açıklamalarda bulunan Çiller, ‘Terör örgütünün bir lideri oy istiyor, sonra bu partinin ileri gelenleri diyor ki, ikinci tur olursa biz Muharrem İnce’ye vereceğiz oyumuzu’ ifadelerini kullandı.

Eski Başbakan Tansu Çiller, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sürpriz bir şekilde AK Parti’nin geçen haftaki İstanbul mitingine katılan Tansu Çiller, ‘Milli bir şuurla buradayım’ ifadelerini kullanmıştı.

Yeni Şafak gazetesine konuşan Çiller, Türkiye’nin içten ve dıştan çeşitli mihraklarca kıskaç altına alındığını ifade ederek, “Bir milli şuurla olaylara baktım ve bütün tecrübelerimden sonra vardığım sonuçları milletimle paylaşmak istedim” dedi.

AK Parti’nin Yenikapı Miting Alanı’nda düzenlenen Büyük İstanbul Mitingi’ne katılan Refah-Yol hükümetinin Başbakanı Tansu Çiller’in röportajı şöyle:

  • Bu ‘milli şuur’u biraz açar mısınız sizi oraya götüren neydi?

Türkiye’nin kıskaç altında olduğunu, terörle mücadele sürecinde yakından görüyoruz. Bu süreçte dış müdahalenin boyutlarını, ekonomi başta olmak üzere tüm boyutlarıyla gördük ve göreceğiz. Ekonomide bu kıskacı daha yakından görüyoruz. Biliyoruz ki; bu sorunların bir bölümü içerden, bir bölümü bölgeden bir bölümü de konjonktürden kaynaklanan sorunlar. Bölgeden ve konjonktürden kaynaklanan sorunlar bazen dış politikanın veya çeşitli çıkar mücadelelerinin bir unsuru haline gelebiliyor. Ekonomik veriler dış politikanın, çıkar mücadelesinin değişkeni haline getirilmek isteniyor. Bunlar da gayet somut şeyler, bunları yaşıyoruz, gizlisi saklısı yok. Dış konjonktürde “protectionism” denilen korumacılık yeniden ayağa kalktı. Bu; çeşitli baskılara sebep olduğu gibi, kartların yeniden dağıtılmasına sebep oldu. Bunu herkes görüyor.

MÜCADELEYİ GÖRMEK GEREKİR

Bunun için Türkiye’nin bu bölgede hangi çıkar odaklarına karşı mücadele verdiğini ve bunları aşabilmek için nasıl büyük bir mücadele verdiğini görmek gerekir. Ekonominin de bunun bir enstrümanı olabildiğini görmemiz gerekir. Bütün bunlarla birlikte, bir milli şuurla şuna bakma ihtiyacı hissettim. Biz bir seçime gidiyoruz, bu ülkenin, milletin sorunları var, ekonomik sorunları var, işsizliği var, terörle mücadele var, güvenlik meselesi var, dış politikada ciddi sıkıntılar var. Bir yandan FETÖ ile uğraşıyoruz. Çok ciddi riskler taşıyan ve acil çözümler isteyen konularda ülkenin bu sorunlarına kim acil olarak çözüm getirecek, milleti rahatlatacak ve uygulamaya götürecek.Buna bakmak gerekir.

YENİ SİSTEM VESAYETLERİ AŞAR

  • Bir ekonomistsiniz de aynı zamanda. Başkanlık sistemi olarak ifade ettiğimiz yeni kamu yönetimi modelinin Türkiye’ye ne gibi artıları olabilir?

Bunun daha tam nasıl olduğunu anlayabilmiş değilim bunların hepsinin örneklerini gördük. Amerika’da gördük Latin Amerika ülkelerinde gördük ama Türkiye kendine özgü bir model yarattı ve evet şemaları gördüm bütün bunları gördüm ama bunun işleyişini hep beraber yeni göreceğiz. Bunu bir evrim olarak görüyorum burada başlayıp burada biteceğini de düşünmüyorum.

SORUNLARI AŞMANIN YOLUNUN BAŞKANLIK OLDUĞUNU GÖRDÜK

Bir de bürokratik vesayet var, bunları yaşadık. Bütün bunları aşmanın bir yolunu bir başkanlık sistemi olarak hepimiz görmüşüzdür. Ben de bunun doğru olduğunu düşünenlerden olmuşumdur. Tabi nasıl işleyeceğini ve bütün ayrıntılarını görmemiz ve yaşamamız lazım. Ama şu anda tekrar bütün bunları bırakıp milletin onayladığı bir şeyi geri döndürmek, akan bir suyu tersine akıtmak gibi bir şey. Türkiye’nin yeni yeni bir takım kazanımlarla bu sistemi güçlendirmesinin çok daha hayırlı olacağına inanıyorum.

SON SÖZÜ DAİMA MİLLET SÖYLER

  • Erdoğan’ın liderliğini nasıl değerlendiriyorsunuz ve AK Parti iktidarının bu değişimleri bu güçlü yönetimi başaracağına olan güveniniz nedir?

Her dönemin kendi yanlışları oluyor ama şu anda bugün sandığa gidilirken bugün bir terör mücadelesinin Türkiye için çok büyük bir tehdit olduğunu görüyorum. Buna bir milli şuurla karşı koymadan, ne FETÖ mücadelesinin biteceğini ne demokratikleşmenin gündeme geleceğini görüyorum ne de dış politikada ciddi bir irade ortaya konabileceğini görüyorum. Dolayısıyla son sözü daima millet söyler. Herkes bir şey söyler ama son sözü daima millet söyler. Şu anda Türkiye’nin başka seçeneği yok, şu anda Türkiye’de başka bir seçenek göremiyorum bugünkü konjonktürde.

GÜVENLİK SAĞLANMADA ÖZGÜRLÜK OLMAZ

  • İçten ve dıştan dediğimiz şeyler bazen çok muğlak geliyor. Bu dış güçler müphem şeyler midir?

Hayır değil, hiç müphem değil; çok somut. Çünkü terör mücadelesi dediğimiz şeyi askeri güçlerimiz yapar. Afrin’in ardından şimdi Kandil’de görüyoruz. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı’nda kahramanlık destanı yazıldı ve tüm dünya bunu gördü. Ancak terör mücadelesi sadece askeri bir mücadele değildir. İşte burada dış güçler son derece önemli ve somut. Çok dar bir bölge içerisinde, çok farklı bir dinamik dış politikayı askerin arkasına ve önüne koyabilmeniz lazım. Yani o alanı açabilmeniz lazım. Aksi takdirde giremez ki o mücadeleyi yapsın, bütün dünya karşısına dikilir. İşte bu dış güçlerle mücadele son derece önemli çünkü karşınızda, bu bölgede birtakım ihtirasları olanlar var. Bazen İran ve Rusya’yla berabersiniz, öbür yandaki dar bölgede onların karşısındasınız ve müttefikiniz zannettiklerinizle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ve bunlar devamlı değişiyor.

MİLLİ ŞUURLA REFLEKS OLUŞTURMAK GEREK

Düşünebiliyor musunuz, çok dinamik bir dış politika lazım, çok kararlı, riskleri görüp acil çözümleri anında değiştirerek bu milli şuurla bir refleksi oluşturmak, kararlı olmak, acil çözüme gitmek. Netice itibariyle terörle mücadele güvenliği getirir. Güvenlik olmadan da bir özgürlüklerin yeşermesi ortamı mümkün olmaz. Sonuçta insanlar sokaklara aileleriyle gece çıkabildikleri zaman, parklarda çocukları rahat rahat oynayabildiğinde, bütün bunlardan sonra bu rahatlama ve güven hissi demokrasinin alt yapısını oluşturdukça yöre insanları da, bunları yapmış olan, bu terör mücadelesini yapmış olan siyasileri de kucaklar. O gücü de kucaklar. Ama bu burda bitmez; bunun çok ciddi bir işsizlik boyutu vardır, ekonomi boyutu vardır, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, bütün ülke için. Bunların altyapılarının hazırlanması bu güvenlik ortamından sonra yeşermeye başlayabilecek yeni bir sayfadır.

UZLAŞTIKLARI TEK ŞEY GERİ GÖTÜRMEK

  • Vaatleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İki ittifak var onlardan bir tanesinde gördüklerim beni endişeye sevk ediyor. Millet İttifakı’nı kastediyorum isimler de vermek istemiyorum. Ben ilkeler üzerinden konuşmak istiyorum çünkü; bu partiler saygın da olabilir, bu partilerin liderleri saygın insanlar da olabilir meselem o değil, sisteme işaret edeceğim. Şimdi burada gördüğüm şey şu; birbirine benzemeyen 4-5 tane parti bir araya geldi ve özellikle de bir konuda bir araya geldiler, “Başkanlık sistemi otoriterdir demokrasi ile bağdaşmaz. Biz bir evvelki referandumda hayır diyen gruplar olarak iyileştirilmiş bir parlamenter sistemi geri getireceğiz” diyorlardı.

TUTUM BELGESİNDE BİLE ANLAŞAMADILAR

  • Halkın yüzde 52’sinin evet dediği referandum ile kabul edilen bir sistemi geri götürmeyi vaat etmek ne kadar rasyonel?

Şimdi bu partiler niçin bir araya gelmişlerdi; “Biz parlamenter sistemi geri getireceğiz başkanlık sistemi yanlış, bir padişahlıktır, bir diktatörlüktür bu yanlıştır Türkiye kazanımlarını kaybeder.” Daha bir veya iki gün önce bir ‘tutum belgesi’ ortaya çıkardılar. Bu partiler anlaştıkları tek konu olan parlamenter sisteme geri dönmeyi dahi o belgenin içine koymayı sağlayamadılar. Bunların nasıl birleştiğini bilmiyoruz. Böyle bir program yok ortada. Dış politikayı hiç bilmiyoruz bir tek uzlaştıkları şey parlamenter sisteme geri döneceğiz söylemi. Seçimden önce bir tutum belgesi koyuyorlar ortaya ve uzlaştıkları tek konuda bile bir uzlaşı sağlayamıyorlar. Yine bu konuda dışarıdan bir partiye ihtiyaç duyuyorlar. Bu konuda beni milli şuurla endişe ettiren ikinci bölüme geliyorum: Bekledikleri parti bir terör partisi, yani PKK’nın vesayetinde olan bir parti. Buna CHP’liler oy veriyorlar. Ailelerin bir bölümünün oraya oy vermeye karar vermelerine bir çok yerde şahit oldum. Bu örtülü bir ittifak, keşke açık olsa ve biz bilsek. Bu ittifakta terörle mücadeleyi nasıl yapacaklar, bu örtülü ittifakın içine sokacaklar ve bununla dış politikayı halledecekler, ekonomiyi halledecekler. FETÖ meselesini halledecekler. Kandil’e girecek miyiz? Ne yapacağız Menbiç’te? Ne olacak sınırın ötesinde mücadelemiz. Ülkenin sivil halkını, çoluğu çocuğu bu terör ataklarından kurtarmak nasıl olacak.

MUHARREM İNCE AÇIKLAMASI

Benim anlatmaya çalıştığım şey bu partiye terör örgütünün bir lideri oy istiyor, sonra bu partinin ileri gelenleri diyor ki ikinci tur olursa biz Muharrem İnce’ye vereceğiz oyumuzu. Neden? İlla Cumhur İttifakı’nı indirecekler aşağıya ama ne ile indirecekler? Seçim olabilir seçimle iktidar değişebilir, artık bunu hissetsin. Bıktı millet vesayetten, yok askeri vesayet yok… Pekala sandıkta değişebildiği kültürünü ve inancını milletimiz hissetsin. Bu güzel bir şey ama açık olsun her şey. Yani bir terör örgütünün lideri diyecek ki, “Bu partiye oy verin” sonra parti diyecek ki, “Ben seçimin ikinci tura kalmasını istiyorum. İkinci tura kaldığı zaman Muharrem İnce’yi destekleyeceğim.”

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

peak games in 41 kanalda aynı anda yayınladığı işte o reklam

Yayınlanma tarihi

-

-

Televizyonlarda yayınlanan bir reklam sonrasında peak.com nedir? diye vatandaşlarca araştırılmaya başlandı. Peak Games bu akşam saat 21.30’da 41 televizyon kanalına aynı anda verdiği reklam ile gündeme geldi.

PEAK.COM NEDİR

2010 yılında istanbul kurulan teknoloji şirketidir. Türkiye merkezli dünya teknoloji endüstrisinde hızlı bir yükselişe sahip Türk şirketidir. Daha çok oyunlarda uzmanlık kazanmışlardır.

Söz konusu reklam 18 şubat 2019 tarihinde bazı televizyon kanallarında aynı anda yayınlandı. Reklam bir anda Türkiye gündemine oturmuştur.

İşte peak.com’un reklamında yer alan metin:

“Hoş geldin!

Biz bir takımız, İstanbul’dan.

Yolculuğumuz 8 yıl önce, Türkiye’den dünyaya uzanan bir teknoloji şirketi olma hayaliyle başladı.

Takım olmayı ve gelişmeyi her türlü başarının önüne koyarak ilerledik. Dünyaya etki edecek ürün ve teknolojilerin ancak bu anlayışla yaratılacağına inandık.

Bugün, dünyanın en büyük mobil uygulama geliştiricilerinden biriyiz. Ürünlerimiz 193 ülkede, 300 milyondan fazla kişi tarafından kullanılıyor. Hayallerimiz ise bunun çok daha ötesinde.

Milyarlarca insanın hayatına dokunan teknolojiler geliştirmek ve dünyayı değiştirmek için takım arkadaşları arıyoruz.

İşte bu nedenle sana ulaşmak istedik. Bizim için tecrübelerinin değil, hayallerinin büyüklüğü önemli.

Seni sonuna kadar destekleyen bir ekibin olsun istiyorsan, tanışalım.”

PEAK HAKKINDA

Türkiye’den dünyaya uzanan bir teknoloji şirketi olma ve insanların hayatlarına dokunabilme amacıyla 2010 yılında İstanbul’da kurulan Peak, mobil uygulama pazarının dünyadaki en büyük şirketleri arasında yer alıyor. Mobil oyun alanında elde ettiği büyük başarıları sürdürürken teknolojinin farklı alanlarında da ürünler geliştirmeye başlayan Peak’in başarısının ardında yaşama, ilerlemeye, öğrenmeye ve üretmeye tutkuyla bağlı ekibi bulunuyor.

 

Devamını oku

Genel

Musk, CERN İle Anlaşmaya Vardı

Yayınlanma tarihi

-

-

Eğer bir parçacık hızlandırıcısını inşa etmeye kalksaydınız ve dahası hedefiniz bu güne kadar inşa edilmiş en büyük parçacık hızlandırıcısını yapmak olsaydı, bunun için gerçekten uzun bir tünel inşa etmeniz gerekirdi. Gerçeği söylemek gerekirse, tünelin uzunluğunun 100 kilometre uzunlukta olması, projenizin başarılı olması için gerekli olurdu.

Bu, şüphesiz ki en maliyetli projeler listesine baştan girebilecek bir çalışma olma özelliğini taşıyor. Fakat birlikte çalıştığınız kişi The Boring Company’nin sahibi olan Elon Musk ise, işiniz artık çok daha kolay olabilir.

MIT Technology Review‘in CERN’in Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın yanı sıra kullanıma almak istediği yeni parçacık hızlandırıcı projesi olan Future Circular Collider’ı detaylandıran bir tweetine yanıt olarak Elon Musk, bu pahalı proje hakkında CERN’ün yöneticisi konumunda bulunan Fabiola Gianotti ile konuştuğunu açıkladı.

Devamını oku

Genel

Dünya malının yarısı 26 kişide

Yayınlanma tarihi

-

-

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, küresel adaletsizlik raporunun yeni sayısını yayınladı. Rapora göre zenginle fakir arasındaki uçurum 2018’de daha da büyüdü. En zengin 26 kişinin serveti, en fakir yüzde 50’nin yani 3 milyar 800 milyon kişinin tüm varlığına eşit. 2016’da 61 kişi olan bu sayı 2017’de 43’e düşmüştü. 2018’de zenginler tarihte hiç olmadıkları kadar zengin oldu.

Her iki günde bir kişi milyarder oldu, son 10 yılda ise milyarder sayısı ikiye katlandı. Geçen yıl milyarderler servetlerine günde 2.5 milyar dolar kattı, bir yılda 900 milyar daha kazandı. 2018’de dünya nüfusunun yarısını oluşturan en fakir yüzde 50’lik kesim ise, yüzde 11 daha fakirleşti. Dünyada her iki kişiden biri, günde 5 buçuk doların altında gelirle yani ayda 900 liradan daha az parayla geçiniyor. Rapora göre, e-ticaret şirketi Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, 112 milyar dolar servetiyle dünyanın en zengin insanı. Bezos’un servetinin yüzde 1’i ise 115 milyon insanın yaşadığı Etiyopya’nın tüm sağlık bütçesine denk.

En zengin yüzde 1’lik kesimin servetine ek yüzde 0,5 vergi, 262 milyon çocuğun okula gitmesini sağlayabilir. 3 milyon 300 bin kişinin de hasta masrafları karşılanabilir. Gelir adaletsizliğinin asıl nedeni ise vergi. Dünyanın en zenginleri, yoksullardan çok daha az vergi ödüyor. 84 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin üçüncü kişisi olan Warren Buffet, “sekreterimden daha az vergi ödüyorum” diyerek bu duruma dikkat çekmişti. 78 ülkenin verilerine göre, hükümetler verginin büyük kısmını, tüketimdeki KDV ve çalışanların gelirleri üzerinden alıyor. Varlık vergisinin payı ise, yüzde 4-5’leri geçmiyor. Süper zenginler servetlerinin 7.6 trilyon dolarını vergi cenneti olarak da anılan “off shore” ülkelerinde saklıyor.

Devamını oku

TREND